:

:

:

Mesaj Alınmıştır

26 Aralık 2018 Çarşamba 09:24
Nükte Gündoğdu

Almanya’da bir lisedeki okul müdürü her yıl okulun ilk açıldığı dönemde mektup ileterek öğretmenlerinin her birine şu mesajı iletiyor: “Öğrencilerinizin iyi bir insan olması için elinizden geleni yapın. Bu anlamda gösterdiğiniz çabalar, gelecekte bilgili canavarlar ve becerikli psikopatlar üretmesin. Okuma-yazma, matematik, çocuklarımızın daha iyi bir insan olmasına yardımcı oluyorsa ancak o zaman önem taşır.”

Öğretim okullarda uygulanan, belirli bir müfredat çerçevesinde planlı, programlı ilerleyen, uzmanlaşmamızı sağlayan bir süreçtir. Anaokulundan üniversiteye kadar süregelir.

Eğitim ise doğduğumuz anda ailede başlayıp, okullarda öğretmenlerle devam ederken, çevremizden edindiklerimizi de heybemize koymamızla yaşam boyu devam eder. Bir yandan yaşama hazırlarken bizleri öte yandan bireysel gelişimimizi sağlar.              

Neden “2018-2019 Eğitim-Öğretim Yılı” denilmektedir? Çok anlamlı ve anlaşılabilir. Çünkü içinde eğitim olmayan bir öğretim düşünülemez. Bir kümeye benzetecek olursak, eğitim evrensel kümedir. Hayatın incelikleri, kültürümüzle, geleneklerimizle birleştirip yorumlayacağımız düşüncelerimiz ve tüm bunların davranışlarımıza yansıması, etik değerlerimiz, becerilerimiz, insani gereklilikler, görgümüz ve bireysel farklılıklarımızın topluma yansıması gibi şeyler hep eğitim ile ilgilidir. Öğretim resmi boyuttayken eğitim her ikisidir- resmi, gayri resmi. Dolayısıyla her eğitim aslında bir öğretimken, her öğretim bir eğitim değildir.

Öğretmen olmak isteyen bir aday düşünelim. Öğretim anlamında dopdolu ve inanılmaz bir çalışma kapasitesine sahip olsun. Alanında en iyisi olabilecek kadar geleceği parlak görülsün. Öte yandan, arkadaşlarıyla paylaşımda bulunmayan, yardıma ihtiyacı olana yardım etmeyen, seslenildiğinde ise umursamaz olan olsun.

Nasıl bir öğretmen olur ileride? Nasıl zorluklar yaşar? Karşısında durmuş, gözlerinin içine bakan öğrenciler ile ne kadar empati kurabilir?

Eğitim, hayatın her anında ve alanında yer alır. Bizlere düşen yaşımız kaç olursa olsun, öğrenebileceğimiz kadar, kendimizi eğitebileceğimizi de bilmek olmalıdır. Sevmediğimiz, bireysel ya da toplumsal bir yarar görmediğimiz edinimlerimizi terk etme gücü içimizdedir.

“Ne öğrendiğimiz değil, öğrendiğimizle ne yaptığımızdır önemli olan.”

Bu yazı toplam 1617 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın diğer makaleleri
  • Dişçi Koltuğu14 Kasım 2019 Perşembe 11:15
  • Bir de Şuradan Bak31 Ekim 2019 Perşembe 10:49
  • Sonrası mı? Çorap söküğü!24 Ekim 2019 Perşembe 10:24
  • Yöneten Ben17 Ekim 2019 Perşembe 17:15
  • DİNLE VE ONAYLA3 Ekim 2019 Perşembe 11:06
  • Merhaba, Bir Paketiniz Var!25 Eylül 2019 Çarşamba 11:49
  • Yeni Şeyler Aslında6 Eylül 2019 Cuma 11:17
  • Su Gibi Ol Dostum8 Ağustos 2019 Perşembe 11:22
  • Hayallerinden mi Öğrendin yoksa Hayal Etmekten mi Vazgeçtin?1 Ağustos 2019 Perşembe 09:17
  • Aynada görünmeyeni anlatmak ister misin?19 Temmuz 2019 Cuma 08:40
  • Şu anki Zor Karar Geleceğin Teşekkürü Olur 27 Haziran 2019 Perşembe 10:58
  • İçimdeki Kuyudan Suyu Çekiyorum20 Haziran 2019 Perşembe 10:42
  • Sen Sana Ses Ol12 Haziran 2019 Çarşamba 09:44
  • Gör Beni, Duy Beni, Kokla Beni, Dokun Bana, Tat Beni29 Mayıs 2019 Çarşamba 09:38
  • Bir Canlı Olsan, Hangisi Olmak İstersin?22 Mayıs 2019 Çarşamba 08:47
  • Konfor Alanımın Konforsuzluğunu Keşfeden Meraklı Ben9 Mayıs 2019 Perşembe 10:08
  • Ya Göğsüme Çarpan Hava Olmasa, Nasıl Uçardım?2 Mayıs 2019 Perşembe 10:45
  • Ayaklarını çırptın gördün mü?24 Nisan 2019 Çarşamba 08:48
  • ÇATI KATINDA SAKLI KALMIŞ SANDIK10 Nisan 2019 Çarşamba 07:56
  • Bir Şeyi 40 Kere Söylersen Olur3 Nisan 2019 Çarşamba 08:36
  • Yeni Doğuş Gazetesi ©1986 - Tüm Hakları Saklıdır, Kaynak Gösterilmeden İçerik kopyalanamaz.
    Oluşturma süresi(ms): 1