:

:

:

Portakal Çiçeğindeki Cazibe

21 Eylül 2015 Pazartesi 09:21
Kurtuluş GÜRSES


 



Yıllar ne çabuk geçiyor. Yeni Doğuş’ta yazmaya başlayalı sekiz yıl oluvermiş.



 “Çerçeve” başlıklı ilk yazımın tarihi 20 Nisan 2005. İlk bölümünde “bir yolculuğa” çıkarken duyduğum heyecanı yansıtmaya çalıştığım yazının ikinci bölümü, yazarken neleri gözeteceğime ilişkin bir bildiri niteliği taşıyor.



Hemen bir hafta sonraki yazımın başlığı ise “Kent Kimliği”.



“Tarsus nasıl tanımlanabilir?” diye sormuşum o yazıda.



 Daha sonra da, “Başka kentlerde olmayan, Tarsus’a kimliğini kazandıracak, sadece Tarsus’a özgü bir özellik var mı, yoksa nasıl yaratılabilir ya da kazandırılabilir?” diyerek biraz daha açmışım soruyu...



Ve, “Başka hiçbir yörede rastlanmayan…Tarsus’a özgü (...) bir özellik/simge olabilir, olmalı. Bu bir yemek olabilir, kent ağaçlandırmalarında baskın bir biçimde kullanılması sonucu bir ağaç türü olabilir, mimari bir özellik/figür olabilir vs. vs.” diyerek de soruyu yanıtlamaya çalışmışım.



Bu “kent kimliği” konusuna yeri geldikçe, ucundan kıyısından, başka yazılarda da değindiğimi hatırlıyorum.



Örneğin 21 Mart 2007 tarihli “Tarsus Gazeteciler Cemiyeti’nin Kampanyası ve Kent Ağaçlandırmaları” başlıklı yazı.



İşte o yazıdan bazı paragraflar:



“Kiraz ağaçlarının kış uykusundan uyanıp açık uçuk pembe çiçekleriyle ilkbaharı müjdelemesini iple çeken Japonlar o gün işyerlerini boşaltıp doğanın bu görsel şölenine şahit olmak için kırlara, parklara hücum ederlermiş. Bu yıl kiraz ağaçlarının 18 Mart’ta açacağı açıklanmış. Seyahat ajansları turlar organize etmişler, belediyeler festival düzenlemiş. (...)



Bir an, Tarsus’un böyle parklara sahip olduğunu, ağaçların çiçeklendiği gün insanların coşkuyla parklara koştuğunu, turlarla yerli, yabancı turistlerin bu eşsiz manzarayı izlemek üzere akın akın Tarsus’a geldiğini hayal ettim. Doğrusu, hayali bile muhteşemdi.



Öyle anlaşılıyor ki aynı hayali Mehmet Y. Yılmaz İstanbul için kurmuş. Köşesinde, ‘Neden İstanbul’da da bu kentin simgesi sayılması gereken erguvanlar açtığında böyle bayram yapmıyoruz’ diye sorduktan sonra, yıllar önce Washington’da bulunduğu bir sırada halkın kiraz ağaçlarının çiçek açmasını nasıl beklediğini gördüğünü, gazeteler ve televizyonların günlerce kiraz ağaçlarının çiçek açmakta olduğunu anlattığını ve sonunda kent merkezindeki dev parkta ağaçlar çiçek açtığında ‘Kiraz Çiçeği Bayramı’na katılmak için ülkenin her yerinden insanların Washington’a doluştuğunu, otellerin dolduğunu anlatıyor.



Gerek Hürriyet’teki haber gerekse Yılmaz’ın anlattıkları, kent ağaçlandırmalarının bir kentin ekonomisi açısından taşıdığı önemi göstermesi bakımından önemli. Aslında, bırakınız kent ağaçlandırmalarının bir kente dışarıdan turist gelmesini sağlamasını, sadece, orada yaşayanlara aşıladığı veya aşılayacağı yaşam sevinci bile kent yaşamına başlı başına büyük bir katkıdır.”



Bu hayal Tarsus’ta gerçekleşmedi, ama Adana’da gerçekleşti sevgili okurlar.



Portakal çiçeği kokusunun en yoğun hissedildiği günlerden 12 -14 Nisan tarihlerinde Adana’da “Portakal Çiçeği Karnavalı” düzenlendi.



Karnaval süresince Adana sokakları konserler, dans grupları, tiyatro gösterileri, motosiklet şovları, yemek gösterileri gibi çok sayıda etkinliğe ev sahipliği yaptı.



Bu karnavalın belki de en güzel tarafı sivil bir girişim olarak hayata geçmiş olması. Karnaval düşüncesini ilk kez, sonradan düzenleme komitesi başkanlığını da üstlenen Toyota Türkiye CEO’su Adanalı Ali Haydar Bozkurt ortaya atmıştı. Gazeteci, yine bir Adanalı olan Ayşe Arman büyük destek verdi. Hizmetle sınırlı olarak, Adana Valiliği ile Seyhan Belediyesi’nin de desteğini aldılar.



Vali Hüseyin Avni Coş yaptığı değerlendirmede, imece usulü ile yapılan karnavalın sivil inisiyatifle hayata geçmesinin önemini vurguluyor ve Adana’nın marka değerini artıracağını, kentin sosyal gelişmişliğini ortaya çıkaracağını söylüyor.



“Portakal Çiçeği Karnavalı”nın geleneksel hale gelmesini diliyor, Adana’yı ve Adanalıları gönülden kutluyorum.



Bu yazı toplam 10371 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın diğer makaleleri
  • NEŞET ERTAŞ...22 Kasım 2023 Çarşamba 14:04
  • Demokrasi Bayramı21 Eylül 2015 Pazartesi 09:21
  • Türkiye Ka(y)nıyor21 Eylül 2015 Pazartesi 09:21
  • Hayatın Anlamı Üzerine21 Eylül 2015 Pazartesi 09:21
  • Lezzetin Püf Noktası21 Eylül 2015 Pazartesi 09:21
  • Ortadoğu’dan Sevgilerle21 Eylül 2015 Pazartesi 09:21
  • Gitardaki Sentez21 Eylül 2015 Pazartesi 09:21
  • Gündem Özel21 Eylül 2015 Pazartesi 09:21
  • Bahri Toygar Sempozyumu21 Eylül 2015 Pazartesi 09:21
  • Portakal Çiçeğindeki Cazibe21 Eylül 2015 Pazartesi 09:21
  • Deli Balın Marifetleri21 Eylül 2015 Pazartesi 09:21
  • Ekonomide Sıçramanın Koşulu21 Eylül 2015 Pazartesi 09:21
  • Nevruz, Özür ve Sonrası21 Eylül 2015 Pazartesi 09:21
  • Bahar Yazısı21 Eylül 2015 Pazartesi 09:21
  • Erkan ile Sohbet21 Eylül 2015 Pazartesi 09:21
  • Toplum ve Teknoloji21 Eylül 2015 Pazartesi 09:21
  • Müslüm Gürses’in Katharine’i21 Eylül 2015 Pazartesi 09:21
  • Kendi Ayağına Sıkmak21 Eylül 2015 Pazartesi 09:21
  • TARSU’nun Aynaları21 Eylül 2015 Pazartesi 09:21
  • CHP’li ve AKP’lilerde Karakteristik Davranışlar21 Eylül 2015 Pazartesi 09:21
  • Yeni Doğuş Gazetesi ©1986 - Tüm Hakları Saklıdır, Kaynak Gösterilmeden İçerik kopyalanamaz.
    Oluşturma süresi(ms): 2