:

:

:

Gündem Özel

21 Eylül 2015 Pazartesi 09:21
Kurtuluş GÜRSES


 



Aynı zamanda iyi bir okurum ve eleştirmenim olan bir arkadaşım önceki gün, “Ortalık yıkılıyor, sen nelerle uğraşıyorsun; balmış, portakal çiçeğiymiş bilmem ne...” diyerek bana çıkıştı.



“Ortalık yıkılıyor”dan kastettiği Türkiye’nin sıcak, yoğun gündemi...



Ben de ona, sekiz yıl önce bu köşede çıkan “Çerçeve” başlıklı ilk yazımda, yazarken neleri gözeteceğimi sıralarken, gündemi yakalamak gibi bir endişemin olmayacağını belirttiğimi söyledim.



Bu, gündemi yakalama sorunu haftada bir gibi belirli aralıklarla yazan tüm yazarların sorunu aslında. Çünkü hep önemli konuları içeren Türkiye’nin gündemi her zaman yoğun ve çok sık değişiyor.



 Ayrıca yerel gazetede yazan bir yazar ister istemez yerel gündem ile ulusal gündem arasında sıkışıyor ve bir tercih yapmak durumunda kalıyor.



Son olarak, sıcak gündemi izlemememin bilinçli bir tercih olduğunu söyleyebilirim. Böylece okurlarıma farklı bir pencere açmak, birkaç dakikalığına da olsa onları sıcak gündemden uzaklaştırarak, farklı, ama önemli gördüğüm başka bir alana dikkatlerini çekmek istiyorum.



Bütün bunları anlattım arkadaşıma, ama ikna olmadı. “Olsun” dedi, “okurlar, okudukları bir yazarın gündemdeki konularla ilgili düşüncelerini öğrenmek isterler.”



Arkadaşımın önerisine uyarak hep birlikte sıcak gündem konuları arasında bir gezinti yapalım.



Bugün 1 Mayıs; işçi bayramı... Artık her bayramımızda olduğu gibi bu bayramda da kutlama sorunu yaşanıyor. Başta DİSK ve KESK olmak üzere çeşitli konfederasyonlar, siyasi partiler, sendikalar, dernekler kutlamayı Taksim Meydanı’nda yapmak istiyorlar; valilik izin vermiyor.



Taksim’de kutlama yapmak isteyenlerin amacı belli. 1977 yılı 1 Mayısında Taksim’deki kutlamalar sırasında çevreden ateş açılması nedeniyle hayatını kaybeden 34 kişinin ve ayrıca 1989, 96 ve 98 yıllarındaki kutlamalar sırasında yine hayatını kaybedenlerin anısını canlı tutmak; bir anlamda, onların anısı önünde saygı duruşunda bulunmak...



 Valilik ise devam etmekte olan inşaat çalışmalarını gerekçe göstererek bu meydanda kutlama yapılmasına izin vermiyor. Konfederasyon yetkilileri inşaatın engel teşkil etmeyeceği görüşünde.



Bu satırları 30 Nisan günü öğle saatlerinde yazıyorum ve şu ana kadar bir uzlaşma sağlanmış değil. Öyle anlaşılıyor ki, yine sancılı ve belki de istenmeyen olayların olduğu bir 1 Mayıs yaşanacak.



Acaba diyorum, İstanbul Valisi, “Kardeşim, meydanın durumu belli; bir kaza olması durumunda sorumluluk kabul etmiyorum” dese ve kutlamayı organize edenlerden sorumluluğu üstlendiklerine dair yazılı belge aldıktan sonra izin verse nasıl olurdu?



Devletin gerektiğinde hoşgörülü olduğunu, polisin yeri geldiğinde “görünmez” olabildiğini en son Diyarbakır’daki Nevruz kutlamaları sırasında gördük. Demek ki olabiliyormuş.



İmralı’ya gidip gelen heyetleri, yapılan gizli görüşmeleri saymazsak o nevruzda Abdullah Öcalan’ın mesajı ile başlayan süreç de Akil İnsanlar ile devam ediyor. Akiller gittikleri yerlerde, “Biz de bir şey bilmiyoruz, ne istediğinizi öğrenmek için sizi dinlemeye geldik” diyorlar.



Peki, halkın ne istediğini öğrenmek için bunca gürültüye gerek var mıydı? Halkın ne istediği belli değil mi? Kanın durmasını, acıların son bulmasını kim istemez? Fakat halk yapılan görüşmelerin içeriğini bilmemekten, önünü görememekten dolayı endişe duyuyor. Koskoca bir toplum, adeta, karanlıkta el yordamıyla ilerlemeye çalışıyor.



Yaşanan gerginlikler Başbakan Erdoğan’ın PKK terörünü sona erdirmek için yola çıkarken işe yanlış bir noktadan başlamasından kaynaklanıyor.



İyi bir sosyolog olan ve toplumunu çok iyi tanıyan Erdoğan, sorunun olgunlaştığını, toplumun hem Türk hem Kürt kesiminde sorunun çözümü yönünde istek olduğunu gördü ve kafasındaki başkanlık planlarını uygulayabilmek, ona bağlı olarak yeni hazırlanacak anayasa konusunda elini güçlendirmek için sorunu tek başına çözmek istedi.



Böyle yapmayıp, devlet adamı sorumluluğuyla, diğer partiler de dahil toplumun tüm kesimlerini kucaklayarak yola çıksaydı belki de bu gerginliklerin hiçbiri yaşanmazdı.



Süreç yine de ilerlemeli... Bakalım sonunda ne çıkacak?...



 



Bu yazı toplam 10277 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın diğer makaleleri
  • NEŞET ERTAŞ...22 Kasım 2023 Çarşamba 14:04
  • Demokrasi Bayramı21 Eylül 2015 Pazartesi 09:21
  • Türkiye Ka(y)nıyor21 Eylül 2015 Pazartesi 09:21
  • Hayatın Anlamı Üzerine21 Eylül 2015 Pazartesi 09:21
  • Lezzetin Püf Noktası21 Eylül 2015 Pazartesi 09:21
  • Ortadoğu’dan Sevgilerle21 Eylül 2015 Pazartesi 09:21
  • Gitardaki Sentez21 Eylül 2015 Pazartesi 09:21
  • Gündem Özel21 Eylül 2015 Pazartesi 09:21
  • Bahri Toygar Sempozyumu21 Eylül 2015 Pazartesi 09:21
  • Portakal Çiçeğindeki Cazibe21 Eylül 2015 Pazartesi 09:21
  • Deli Balın Marifetleri21 Eylül 2015 Pazartesi 09:21
  • Ekonomide Sıçramanın Koşulu21 Eylül 2015 Pazartesi 09:21
  • Nevruz, Özür ve Sonrası21 Eylül 2015 Pazartesi 09:21
  • Bahar Yazısı21 Eylül 2015 Pazartesi 09:21
  • Erkan ile Sohbet21 Eylül 2015 Pazartesi 09:21
  • Toplum ve Teknoloji21 Eylül 2015 Pazartesi 09:21
  • Müslüm Gürses’in Katharine’i21 Eylül 2015 Pazartesi 09:21
  • Kendi Ayağına Sıkmak21 Eylül 2015 Pazartesi 09:21
  • TARSU’nun Aynaları21 Eylül 2015 Pazartesi 09:21
  • CHP’li ve AKP’lilerde Karakteristik Davranışlar21 Eylül 2015 Pazartesi 09:21
  • Yeni Doğuş Gazetesi ©1986 - Tüm Hakları Saklıdır, Kaynak Gösterilmeden İçerik kopyalanamaz.
    Oluşturma süresi(ms): 3