:

:

:

CHP’li ve AKP’lilerde Karakteristik Davranışlar

21 Eylül 2015 Pazartesi 09:21
Kurtuluş GÜRSES


 



Önce Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün’ün Fransa’da öldürülen PKK’lı kadınların evine taziye ziyaretinde bulunması ve Dido Sotiriyo’nun “Benden Selam Söyle Anadolu’ya” romanı üzerinden söyledikleri CHP’yi çalkaladı.  



Sonrasında İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler’in Meclis kürsüsünden söyledikleri çalkalanmayı kaynamaya dönüştürdü.



Buradan yola çıkarak son günlerde medyada CHP haberlerinden, yorumlarından geçilmiyor. Çoğu da el ovuşturarak yapılan yorumlara bakılırsa CHP’de yenilikçiler ve ulusalcılar safları iyice keskinleştirmiş, her iki grup da geleceğe yönelik yol haritasını belirlemiş, bir parti bu şekilde yoluna devam edemezmiş, en doğrusu bölünmekmiş, CHP zaten sosyal demokrat değilmiş vs. vs.



Öte yandan AKP cephesinde ortalık sütliman. Hatta sütlimandan da öte…



İşte bakınız Ekonomi Bakanı ve Mersin Milletvekili Zafer Çağlayan, “Sayın Başbakanım istiyorsa kapısında hizmetçi olmaya bile razıyım” diyor.



AB Bakanı Egemen Bağış ondan aşağı kalır mı? O da görev verilirse parti genel merkezinin camlarının temizliğini yapmaktan hiç gocunmayacağını söylüyor.



Daha önce de AKP’li bir milletvekili, Başbakan’a dokunmanın ibadet olduğunu söylemişti.



AKP’lilerin yukarıda örneklediğim türden sözlerini, genel başkanını ne kadar severse sevsin ne kadar sayarsa saysın bir CHP’liye asla söyletemezsiniz.



Peki, iki parti mensuplarının söylem ve eylem farklılıkları nasıl açıklanabilir?



Hatta AKP’nin, sağın bütün renklerini bünyesinde barındırması nedeniyle Türk sağını temsil ettiği varsayılarak; CHP’nin de, diğer sol partilerin oy potansiyelinin çok az olması nedeniyle Türk solunu temsil ettiği varsayılarak ve genelleme yapmanın hatalarını da göze alarak yukarıdaki soru, “Türk sağcısı ile solcusu arasındaki bu fark nasıl açıklanabilir?” şeklinde de sorulabilir.



Bu farkın nedeni laiklik ilkesi olabilir mi?



“Kültürün ABC’si” kitabında Bozkurt Güvenç, “Sekülarizm, din ile devleti ayırmakla yetindiği halde, laiklik ilkesi vatandaş sayılmayanların topluma katılması (demokrasi) demektir. Bu açıdan laiklik, bir hukuk devrimi olduğu kadar bir kültür devrimidir” diyor.



O kültür devrimi ile Cumhuriyet, yurttaşlarını “kul”dan “birey”e dönüştürmüştür.



Türk solcusu ya da CHP’liler laiklik ilkesini bütün benlikleriyle benimsedikleri için mi daha bireysel tavırlar sergiliyorlar acaba?



Veya solcuların entelektüel kapasiteleri daha yüksek de, o nedenle egoları fazla mı şişmiş ve o şişkin egolar mı neden oluyor bireysel çıkışlara?



Ya da “muhaliflik solculuğun karakteristiğidir” düşüncesiyle mi solcular kendi partilerinde bile muhaliflik yapıyorlar?



Yoksa parti içindeki demokratik hava mı neden oluyor insanların aklına geleni söyleyip yapmalarına?



Buna karşılık Türk sağcısının geleneksel değerlere, bu arada dine daha bağlı olduğu ve laiklik ilkesini daha gevşek yorumladığı aşikâr. AKP’nin kurucu kadrosunun milli görüş geleneğinden geldiği de malum.



Kısaca belirttiğim bu özellikler Türk sağında biat kültürünün ve güce tapınma olgusunun geçerli olmasına kaynaklık ediyor.



Acaba bu nedenle mi sağ partilerde sol partilerdeki gibi bireysel çıkışlar olmuyor?



Veya sağcıların sorumluluk duyguları daha gelişmiş de, o nedenle mi egolarını dizginleyebiliyorlar?



Ya da “genlerinde muhaliflik olanların solcu olmalarına” karşılık, sağcılar daha mı kendileriyle barışık insanlar?



Yoksa parti disiplini mi engel oluyor insanların düşündüklerini söylemeye, yapmaya?



Neden ne olursa olsun, CHP’deki görüntünün partiye zarar verdiği, vatandaşta güvensizlik yarattığı bir gerçek. CHP yönetimi ne yapıp edip parti içindeki çatışmadan dışa dönük bir enerji yaratma becerisini gösterebilmelidir.



Öte yandan iktidar partisinde somutlaşan Türk sağındaki lidere tapınma olgusu demokrasi açısından umut vermiyor ve Türkiye’nin geleceği açısından ürküntü yaratıyor.



İngiltere’de herhangi bir bakan, Muhafazakâr Partili Başbakan David Cameron hakkında, Zafer Çağlayan ya da Egemen Bağış’ın yaptıkları türden konuşmalar yapar mı?



Veya Almanya’da… Hıristiyan Demokrat Birliği mensubu bir bakan Başbakan Angela Merkel için aynı sözleri sarf eder mi?



Belki de Türkiye’nin asıl sorunu budur.



Bu yazı toplam 10398 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın diğer makaleleri
  • NEŞET ERTAŞ...22 Kasım 2023 Çarşamba 14:04
  • Demokrasi Bayramı21 Eylül 2015 Pazartesi 09:21
  • Türkiye Ka(y)nıyor21 Eylül 2015 Pazartesi 09:21
  • Hayatın Anlamı Üzerine21 Eylül 2015 Pazartesi 09:21
  • Lezzetin Püf Noktası21 Eylül 2015 Pazartesi 09:21
  • Ortadoğu’dan Sevgilerle21 Eylül 2015 Pazartesi 09:21
  • Gitardaki Sentez21 Eylül 2015 Pazartesi 09:21
  • Gündem Özel21 Eylül 2015 Pazartesi 09:21
  • Bahri Toygar Sempozyumu21 Eylül 2015 Pazartesi 09:21
  • Portakal Çiçeğindeki Cazibe21 Eylül 2015 Pazartesi 09:21
  • Deli Balın Marifetleri21 Eylül 2015 Pazartesi 09:21
  • Ekonomide Sıçramanın Koşulu21 Eylül 2015 Pazartesi 09:21
  • Nevruz, Özür ve Sonrası21 Eylül 2015 Pazartesi 09:21
  • Bahar Yazısı21 Eylül 2015 Pazartesi 09:21
  • Erkan ile Sohbet21 Eylül 2015 Pazartesi 09:21
  • Toplum ve Teknoloji21 Eylül 2015 Pazartesi 09:21
  • Müslüm Gürses’in Katharine’i21 Eylül 2015 Pazartesi 09:21
  • Kendi Ayağına Sıkmak21 Eylül 2015 Pazartesi 09:21
  • TARSU’nun Aynaları21 Eylül 2015 Pazartesi 09:21
  • CHP’li ve AKP’lilerde Karakteristik Davranışlar21 Eylül 2015 Pazartesi 09:21
  • Yeni Doğuş Gazetesi ©1986 - Tüm Hakları Saklıdır, Kaynak Gösterilmeden İçerik kopyalanamaz.
    Oluşturma süresi(ms): 29