:

:

:

OSMANLI HANEDANI VE TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLE DEMOKRASİYE DÖNÜŞ

24 Mayıs 2019 Cuma 09:54
Mehmet AKTOPRAK

Osmanlı, 600 yıllık tarihi ve hükmettiği topraklar ile tarihin en önemli imparatorluklarından biriydi… Bu başarını ordusu kadar yönetimine borçludur. Osmanlı hanedanlığı, iktidarını ümmet anlayışına bağlıdır… İktidarı ellerinde tutanlar, egemenliklerinin sorgulanmadığı gibi ideolojik dayanak üretmek zorundaydılar… Osmanlı Hanedanı iktidarlar meşruiyetlerini doğrudan dinden almaktaydılar. Osmanlı’da da ayrıcalıklı sınıflar vardı… Bu sınıfların çıkarlarını koruyan ve halka bunu kabul ettirecek olan kaynağını dinden alan bir hukuk-yönetim sistemi vardı. Din temelli toplumsal kurumlar(tarikatlar, cemaatler) hür iradeye dayanan düşünce ve çözümlerin önünü keserek toplumu yönlendirmede iktidarın araçları konumundaydılar… Bir diğeri ise, Osmanlı Hanedanın yönetim sistemi olan monarşi altında iktidara (hanedana) muhalif olmak isyancı, ayrılıkçı olmak anlamına geliyordu. Egemenlik hanedanlığın olduğu kadarda, değişmesi söz konusu olamazdı! Egemenliğin değişmesi demek hanedan iktidarının değişmesi demektir! Ancak iktidarın değişimi padişahın ölümü ve yerine geçen şehzadenin tahta oturması ile yeni bir dönemin başlaması ile olur!                                                 

AKP VE NEO-OSMALI MODELİ…                                                                                                                                                     

17 Yıllık iktidarda olan AKP sistem olarak Neo-Osmalı modelini benimsedi!  Bu model 21.yüzyılda Neo-Osmanlı modelini Türkiye Cumhuriyetine monta etmek düşüncesini örnek almak doğru bir stratejisi olabilir miydi? AKP iktidarının Osmanlı hayalleri ile Cumhuriyeti yok etme projesine engel olacak kurumları çökmesini sağlayacak uygulamalar içinde olmalarıdır! Hala egemenlik hakkının bir hanedana ait olmadığını anlamakta zorlanan bir iktidarın oluşturduğu karışıklık ortamı! 1921 tarihli ilk Anayasamız olan Teşkilat-ı Esasiye’nin ilk maddesinde belirttiği gibi, egemenliğin halka ait olduğunu unutan ve unutmaya düşleyen bir iktidar var! İktidarın siyasi güçlerini kendi çıkarları için kullanarak muhalefete ve kendisi gibi düşünmeyen halkı isyancı, ayrılıkçı gözü ile bakılmaz, muhalefet ve iktidar meşru olarak iktidarı ele geçirmek için sandıktan geçtiğini kabul edilmelidir!                                                              

PARTİLİ CUMHUR UYGUN MU?

İktidar partisinin siyasi güçleri eline geçirmesini sağlayan hem cumhur hem de parti lideri olarak tüm yetkileri ele alması ile başlayan bu sistemin uygulamasının yetersiz kalışıdır! Her uygulamanın tek hakimi olan tek kişinin 82 milyon insanı kucaklaması mümkün olamaz! Tarafsız cumhur olabilmesi için parti başkanlığının terk edilmesiyle olabileceği bilinmesi bile günlük siyaseti sürdürmek için “Türkiye İttifakı” söylemi havada kalmadı mı? Cumhur İttifakı (AKP+MHP) oluşturan iki partinin siyasi düşünce bazında birlik oluşturamadıkları gözleniyor! Sadece çıkarları oldukları siyasi ortamda hareket ettikleri de yeterli değil!

Ortağının Türkiye İttifakı söylemine sertçe çıkışını unutmayalım… İstanbul seçiminde iki parti kurmaylarının nasıl hareket edecekleri merak ediliyor! Her iki partinin nasıl bir seçim strateji izleyecekleri seçim ile gözlemek imkânımız olacaktır! Bekleyip, görelim!!!                                                                                                                                                                             

GÜNÜN SÖZÜ: İTTİFAK ORTAKLIĞI İSTANBUL SEÇİMİNDE BİRLİK İÇİNDE UYGULAYANLAR VE HALKIN İRADESİNİ ALANLAR İSTENBUL’UN ANAKTARINI ALIRLAR!!! 

Bu yazı toplam 205 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın diğer makaleleri
Yeni Doğuş Gazetesi ©1986 - Tüm Hakları Saklıdır, Kaynak Gösterilmeden İçerik kopyalanamaz.
.
Mersin Haber
Oluşturma süresi(ms): 1